Güzel Sanatlar Akademisi: Kurumların İhtiyatlı Cazibesi

Nazimî Yaver Yenal (sol başta oturan), Sedad Hakkı Eldem, Asım Mutlu, Feridun Akozan, Ahsen Yapanar, Maruf Önal ile eski mezunlar MSGSÜ’de düzenlenen bir toplantıda. (Anılarda Mimarlık, YAPI’dan Seçmeler 7, YEM, İstanbul, 1995.)

Yenal, 1932’de Güzel Sanatlar Akademisi’ne eğitmen olarak dönüşünde kendini önemli bir reform sürecinin ortasında bulur. Cumhuriyet yöneticileri artan bir sıklıkla Batılı uzmanlardan yararlanmayı seçerken, akademinin “Mimarlık Şubesi Şefliği ve Profesörlüğüne” 1930’da İsviçreli Ernst Egli getirilmiştir. Egli, okulun eğitimsel metotlarını kökten değiştirecek reform ile kökeni Alexander Vallaury’ye uzanan akademik mimarlık eğitimi programını çağdaşlaştırarak güncel uluslararası ilkeleri esas alan bir eğitimin temellerini atar. Egli dönemi ile beraber Türk mimari eğitiminde modernizm, ya da dönemin tanımlamasıyla “yeni” ya da “asrî” mimari, klasisizme kesin olarak baskın çıkar.

Olağanüstü politik koşullar neticesinde Yenal, bir zamanlar Avrupa avant-garde mimarlığının öncüleri olmuş ve artık Türkiye’de bir sürgün psikolojisi ile mimari projelerini hayata geçirmeye çabalayan Bruno Taut, Martin Wagner gibi son derece önemli mimarların çalışma ortamına dahil olur. Yenal’ın Akademi’deki ilk görevi, Dahilî Mimari muallimi olarak Avusturyalı Philipp Ginther yanında asistanlıktır. Yenal, 1969 senesindeki emekliliğine kadar kırk yıla yakın eğitimcilik kariyerini sürdürür. Sevilen ve özverili bir öğretmendir. Üzerinden asla çıkarmadığı beyaz önlüğü ve elinden düşürmediği ufak kurşun kalemleriyle öğrencilerini her zaman teşvik etmeye gayret eder.

Sergi hakkında detaylı bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirisiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir